Çocuklar gelişim sürecinde bir taraftan fiziksel, bilişsel, psikososyal, psikoseksüel ve ahlaki gelişimlerini sürdürürken, diğer taraftan da içinde bulundukları çevre ile etkileşimleri sonucu öğrenmektedirler. Gelişim ve öğrenme birbirinden ayrılamayacak iki kavram olduğu gibi, her ikisinin de tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için, çocukların doğru sosyal çevreye ve zengin çevresel uyarıcılara maruz kalması gereklidir. Hatta bazı gelişim bozukluklarının etkilerinin giderilebilmesi için çevresel uyaranların zenginleştirilmesi ön koşuldur.

Çocukların gelişim süreçlerini sağlıklı bir şekilde tamamlayabilmeleri, gerekli uyarıcılarla doğru zamanda karşılaşmalarına bağlıdır. Bu koşul yerine getirilmezse, kritik dönem geçilmiş olacak ve doğru yaşta doğru çevresel uyarıcılarla karşılaşılmadığında ise işlevsel bir gelişim gerçekleşmeyecektir. Çocukla birlikte gelişmekte olan beyin de belli düzenlemeleri yapmak için bu uyarıcılara muhtaçtır. Bu yüzden çocuk, gelişiminin hangi safhasında olursa olsun içinde bulunduğu dönemi tamamlayabilmek için zenginleştirilmiş bir çevrede bulunmalıdır.

Nörofizyolojik kurama göre çocuklar rastgele birbiriyle ilişkilenmiş bir sinir ağıyla doğarlar. Fakat bu sinir ağları geçirilen yaşantılar sonucu düzenlenir ve bu sayede birey çevreyle etkili bir şekilde iletişim kurmaya başlarlar. Bu durumda görülen her çevresel obje beyinde farklı bir nöron grubunu uyarır ve böylece çevresel objelerle ya da olaylarla ilişkilenmiş nöron üniteleri oluşur. Duyusal yaşantıların, yani çevreden gelen uyarıcıların az olması, çocuğun gelişim kapasitesini sınırlandırır. Bu sınırlandırma ise bilişsel etkinliklere bir bariyer koyar. Ayrıca bu duyusal yaşantı sınırlılığı, yapılan araştırmalara göre obje ve olayları temsil eden nörofizyolojik ağın gelişimini de engeller. Uyarıcı yoksunluğu bireyin bilişsel gelişimini nasıl olumsuz yönde etkilerse, uyarıcılarla zenginleştirilmiş çevre de bireyin hem bilişsel hem de kişilik gelişimine olumlu katkıda bulunur.

Çocukların zenginleştirilmiş bir çevrede gelişimlerini devam ettirmeleri için onlara bilişsel ve duyuşsal açıdan zengin uyarıcı bir çevre sağlamak oldukça önemlidir. Bu yüzden okul ve öğrenme ortamının zenginleştirilmiş çevre prensibi dikkate alınarak yapılandırılması hayati bir önem taşır. Bu noktada, yedi önemli kuralın altını çizmekte yarar vardır.

Kural 1: Çocuk merkezli bir yaklaşım sergilenmelidir.

Öğrenme ortamı tasarlanırken çocuk merkeze alınmalıdır. Çocukların nelere ilgi duyabileceği, hangi becerileri beraberinde getirebileceği ve hangi konularda iyi olabileceği düşünülerek, tüm bunların öğretim programıyla nasıl bağdaştırılabileceğine odaklanılmalıdır.

Kural 2: Çocuklar için bağımsız çalışma alanları oluşturulmalıdır.

Çocukların gelişiminde önemli ölçütlerden biri onlara kendi ayakları üstünde durmayı öğretmektir. Bu doğrultuda, çocuklar için bağımsız çalışma alanları oluşturmak hem zenginleştirilmiş çevre kuralına, hem çocukların yaşamsal beceriler kazanma olanağına, hem de kendi öğrenme süreçlerini gözden geçirmelerine katkıda bulunacaktır.

Kural 3: Çocuklara insiyatif alabilmeleri için fırsatlar sunulmalıdır.

Öğrenme ortamlarının çocuklara inisiyatif kullanabilecekleri fırsatlar yaratması, onlara çoklu ortamlarla başa çıkma, biliş üstü stratejileri etkili bir biçimde kullanma ve kendi kararlarını kendileri vermeleri konusunda özgüven kazanma gibi açılardan destek olur. Çocuklara inisiyatif alma fırsatları sunmak, tek tip ve öğretmen merkezli bir öğretim yerine zenginleştirilmiş öğrenme süreçleri sağlar.

Kural 4: Problem çözme becerisinin geliştirilmesine öncelik verilmelidir.

Problem çözme becerisi, zenginleştirilmiş bir çevrenin öğrencilere sağladığı en büyük katkılardan biridir. Çünkü zengin uyaranlarla donatılmış bir ortam, öğrencilerin daha fazla deneyim kazanmalarına, daha farklı problemlerle karşı karşıya kalmalarına ve bu problemler için farklı çözüm yolları araştırmalarına yardımcı olur.

Kural 5: Çocuklara örnek olay inceleme fırsatları sunulmalıdır.

Öğrenme ortamının zenginleştirilmesinde yararlanılabilecek en önemli araçlardan biri örnek olay incelemeleridir. Örnek olay inceleme temelli öğretim, çocukların çok yönlü düşünmelerini ve zengin düşünme fırsatları elde etmelerini sağlayacaktır.

Kural 6: Çocuklar aktif öğrenme sürecinin bir parçası olmalıdır.

Deneyimlere dayalı bir öğrenme ortamı, çocukların çevrelerini daha fazla gözlemlemelerini ve zengin uyaranlara maruz kalmalarını kolaylaştırır. Aktif öğrenme sürecinin bir parçası olan çocuk, gerek bireysel olarak çalışma, gerekse işbirliğine dayalı öğrenme süreçlerini deneyimleyerek öğrenme sürecini bizzat kendisi yapılandırır.

Kural 7: Çocukların duygusal zeka gelişimleri desteklenmelidir.

Çocukların duygusal zeka gelişimlerini destekleyici bir öğrenme ortamı tasarlanması, onları kendi duygularının zenginliği ile karşı karşıya getirme ve duygularını tanımalarını öğretme açısından önemlidir. Öğrenme ortamlarında zenginleştirilmiş duygusal zeka etkinlikleri, öğrencilere özgüven aşılama, empati kurma, duygularını kontrol etme, değerler konusunda bilinç kazandırma ve etkili bir biçimde düşünmeyi öğretme açısından gereklidir.

Unutmamalıyız ki çevreyle olan etkileşim ve öğrenme süreci, bireylerde hayatları boyunca taşıyacakları izler bırakır. Bu noktada, çocuklara zenginleştirilmiş bir çevre sağlanması, onların gelecekte problem çözme becerileri yüksek, kendi öğrenme sorumluluğunu alan ve duygusal zekaları gelişmiş bireyler olarak hayatlarına devam etmeleri açısından önemlidir.

Sevgiyle kalın…

Dr. Nihal Yurtseven

About Author

Leave A Reply