Profesyonel Gelişim: Hayat İksiri Mi Yoksa Dikenli Bir Yol Mu?

Birkaç ay önce profesyonel gelişimin eğitimciler tarafından nasıl algılandığına yönelik bir metafor çalışmasına başlamıştım. Amacım, öğretmenler için değeri yadsınamaz olan profesyonel gelişime eğitimcilerin kendi sözcükleriyle ayna tutmaktı. Yaklaşık altı ay süren veri toplama sürecinde yüzlerce metafor ve bakış açısıyla karşılaşırken, analizler sırasında oldukça farklı duygu durumlarını deneyimleme fırsatı elde ettim.

526 kişiye ulaşarak tamamladığım metafor çalışmasında, geçerli kabul edilebilecek toplam 97 metafora ulaştım. Bu metaforlar arasında en sık tekrar edileni “ağaç” metaforuydu. Profesyonel gelişimin büyüyen ve gelişen bir varlık olduğuna dikkat çeken ve ağaç metaforunu kullanan öğretmenlerin ortak noktası, bu işin zaman aldığını, sabır gerektirdiğini ve öğretmenlerin kendilerini beslemeleri gerektiğini düşünmeleriydi. Ağaç metaforundan sonra en sık tekrar edilen “su içmek” metaforuydu. Bu metaforu kullanan öğretmenler, profesyonel gelişimin vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu ve su ile sürekli tazelenmek gerektiğini düşünüyorlardı. Üçüncü en sık tekrar edilen metafor ise “hayat” idi. Profesyonel gelişimin de hayat gibi, öğretmenlerin karşısına sürekli yeni şeyler çıkardığından, ölene kadar devam ettiğinden ve yaşamın ta kendisi olduğundan bahsetmişlerdi sıklıkla… Yolculuk, okyanus, fidan, lego, embriyo, merdiven, kumbara, yakıt ve diğerleri… Hepsinin ortak bir noktası vardı. Profesyonel gelişimin sürekliliği…

“Profesyonel gelişim bir hayat iksiri gibidir” diyordu bir öğretmen. Çünkü bir öğretmenin kendini sürekli zinde ve canlı tutması, gelişimini devam ettirmesi sürecin ayrılmaz bir unsuruydu onun için. Dahası, bunun yolu, profesyonel gelişimden bir iksir gibi, bir enerji kaynağı gibi yararlanmaktan geçiyordu. Profesyonel gelişim nefes almak gibiydi bir başka öğretmene göre. Bir öğretmen kendini geliştirmezse, oksijensiz kalır ve yavaş yavaş tükenirdi. Profesyonel gelişim beslenmek gibiydi bir diğer öğretmen için. Çünkü insan beslendiği sürece sağlıklı olabilir, büyüyebilir, gelişebilirdi… Profesyonel gelişim vitamin gibiydi kimi öğretmenlere göre. Daha güçlü, daha zinde ve daha motivasyonlu olmak için ondan bir vitamin gibi yararlanılmalıydı. İksir, nefes almak, beslenmek, vitamin…. Tüm bu metaforların ortak noktası, profesyonel gelişimi varlıklarının devamı için temel unsur olarak görmeleriydi ve metaforlarla birlikte yaptıkları açıklamalar da bu görüşü destekliyordu.

Bir başka öğretmen için profesyonel gelişim araba kullanmak gibiydi.  Çünkü araba kullanmayı öğrenmek trafikte başarılı bir sürüş için yeterli değildi. Sizin dışınızda gelişen olaylar karşısında, ani manevralar yapmanız gerektiğinde, bir kaza anında ya da lastiğiniz olmadık yerde patlayıp değiştirmeniz gerektiğinde, tecrübeli bir şoför gibi soğukkanlı ve kendinizden emin olmanız gerekirdi. Bu ise zaman isterdi ona göre. Kısacası profesyonel gelişimde deneyimin öneminden bahsediyordu bu öğretmen. Bir diğer öğretmen, profesyonel gelişimin annelik gibi olduğundan bahsediyordu. Ona göre bebeğinizi ne kadar uğraş gösterir ve beslerseniz, o kadar büyür ve gelişirdi. Aslında bu metaforlara benzer bir şekilde, bal yapmak, eğitim, spor yapmak, tohum sulamak ve daha bir çok metafor, profesyonel gelişim sürecinin ne kadar emek ve uğraş istediğine işaret ediyordu.

Analiz sürecinde beni oldukça şaşırtan ve zaman zaman düşüncelere sevk eden metaforlarla da karşılaşmıştım. Profesyonel gelişim işkence gibidir diyordu bir öğretmen. Ona göre içsel ve dışsal motivasyonu olmayan öğretmenler zamanla tükenmişlik duygusu yaşamaya başlarlardı ve bu durum profesyonel gelişimin onlar için zamanla bir işkenceye dönüşmesine sebep olurdu. Bir diğer öğretmen, profesyonel gelişimin dikenli bir yol gibi olduğunu söylüyordu. Türkiye’de profesyonel gelişime inanmayanların sayısının oldukça fazla olduğundan yakınan bu öğretmen, profesyonel gelişim sürecinde yeterince destek bulamamaktan ve kendisini engellenmeye çalışanlardan şikayet ediyordu. Bir başkası, profesyonel gelişimi dipsiz bir kuyu olarak görüyordu. Ona göre ne kadar uğraşırsanız uğraşın, bir yere varamazdınız ve yolun sonu hep karanlıktı. Karanlık bir odada siyah bir kedi aramak gibidir diyordu bir diğeri… Bazıları tarafından hayat iksiri gibi, nefes almak gibi ya da vitamin gibi algılanan bir olgu, nasıl oluyor da diğerleri için bir işkence, dikenli bir yol, dipsiz bir kuyu ya da karanlık bir odada siyah bir kedi aramaya dönüşüyordu? Tüm bu metaforların ve bu metaforları üreten öğretmenlerin bana göre ortak noktası, mesleki yaşamlarının bir yerlerinde bir hayal kırıklığı yaşamış olmaları, beklentilerine cevap alamamaları ve hatta belki de mesleki tükenmişliğe kapılmalarıydı.

Hemen hemen her öğretmen mesleğine idealleriyle, heyecanıyla ve hayalleriyle başlar. Profesyonel yaşamının ilk yıllarını bu ideallere ve hayallere ulaşmak için tüm enerjisini kullanarak geçirir. Fakat süreçte karşılaştığı çeşitli olumsuzluklar, zaman içinde öğretmenlerin bu heyecanlarının azalmasına ve isteksizlik duymalarına yol açabilir. Öğretmenlik, heyecanın sürekli üst seviyelerde tutulması gereken bir meslektir. Birçok öğretmenin araştırma sırasında belirttiği gibi, profesyonel gelişim aslında bir bilgisayar gibidir. Çünkü öğretmenler de bilgisayarlar gibi güncel olmalı, çağa ayak uydurmalı ve yenilikleri yakalamalıdır. Profesyonel gelişim, belki de bazı öğretmenlerin araştırmada belirttiği üzere, vefa gibidir. Çünkü öğretmenlik mesleğini pes etmeden, umutla, hep daha iyi bir noktaya taşımak için, çaba göstermek ve bu mesleğe vefalı olmak gerekir. Profesyonel gelişim her ne kadar bir dağa tırmanmak gibi zor olsa da, yukarı doğru yükseldikçe kendinize kattıklarınız artar, bilgileriniz çoğalır ve tırmandıkça manzaranın büyüleyici güzelliğini keyifle izlersiniz.

Aslına bakılırsa, her problemin mutlaka bir çözümü vardır. Dikenli bir yolu, çeşitli araçlar kullanarak dikenlerinden temizlemeyi deneyebilirsiniz. Yolun ne kadar dikenli olduğuna bağlı olarak, yakınlarınızdan, meslektaşlarınızdan, belki de yöneticilerinizden destek talep edebilirsiniz. Karanlık bir odadaki siyah kedinin varlığının farkında olmak, o kediyi bulabilmek için ön koşuldur. Bunun farkında olan bir kişi o kediyi bulabilmek için zamanı geldiğinde uygun bir hamle yaparak, siyah kediyi aramak için işe koyulabilir. Kendini dipsiz bir kuyuda gibi gören bir birey, öncelikle yardım çağrısı yapmalıdır ki oralardan geçen birileri çığlığını duysun ve ona tırmanabilmesi için bir halat uzatsın… İşte profesyonel gelişim sürecinin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için de öğretmenlerin, varsa problemlerin farkına vararak işe başlaması ve bu problemi çözmeye çalışarak, problemin bir parçası olmaktan kurtulmaları gerekiyor.

“İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur” der Einstein. Fakat parçalanamayan önyargılar, öğrenilmiş çaresizliğe ve kimi zaman da kendini gerçekleştiren kehanete dönüşür. Çünkü olumsuz düşünceler ve önyargılar, olumsuz tutum ve davranışları doğurur. Dolayısıyla sadece bu önyargıların varlığı bile, profesyonel gelişim sürecine ket vurmak için yeterlidir.

Sözlerimi noktalarken profesyonel gelişime dair bir metafor da ben paylaşmak istiyorum. Profesyonel gelişim renkli bir oyun hamuru gibidir. O hamura şekil verebilmekse, yaratıcılık, üretkenlik, düşünme becerisi ve kaynakları yönetme stratejilerini doğru kullanmakla yakından ilişkilidir.

Sevgiyle kalın…

Dr. Nihal Yurtseven

About Author

Leave A Reply